Erdoğan kaçacak, biz onu getireceğiz

Paralel yapının içinde olduğu iddia edilen FETÖ, PKK sempatizanı bazı Kürt ve Türk ırkçıları ısrarla bu seçim sonrasında çok önemli ve büyük değişimlerin olacağını iddia hatta yemin ederek dile getiriyorlardı. Coştukça coştular. Bende onlara ‘ galiba Haşhaşı fazla kaçırdınız’ diye cevap veriyordum.

Bazıları “derin abi” rolünde gizli ve tılsımlı bilgiye sahipmiş edasıyla “Bak göreceksin, Seçimlerden sonra Tayyip bu ülkeyi terk edecek. Davutoğlu ve ekibi ya kaçacak ya da hapse girecek” buna benzer daha bir yığın deli saçmasıcümleleri kurarak etrafa bir korku salmaya ve halkı kutuplaştırmaya çalışıyordular.

 

‘Bu ülkenin cumhurbaşkanı, halkın oylarıyla seçilen ve bunca seveni olan sayın Recep Tayyip Erdoğan değil, onun yanında bulunan bir kişinin haksız ve hukuksuz bir şekilde derdest edilmesine halk müsaade etmez. Her iki tarafta bunugöze alarak adım atması gerekir’ diye cevap verince bizi de üstü kapalı tehdit ettiklerinde cevaben  “bekliyorum!”demiştim.

Gözü dönmüş bu kişilerin elinde imkan olsa bu ülkeyi seven, halkın ve milletin kalkınması için çalışan herkesi ortadan kaldırırlar. Utanmadan yemin ederek, gelecekle ilgili, fikir beyan edebiliyor ve onlara söylenenlerin gerçekleşeceğine inandığı gibi etrafındakileri de inandırmaya çalıştılar. Bundan dolayı ben de bu kişilere “Haşhaşı” diyorum. Bu kelime gerçekten bu zavallı insanları tasvir edecek en masum sözcüktür.

 

“Biz savaşa değil seçime gidiyoruz” iyi olan kazansın temennisinde bulunurken onlar hep bir ağızdan kan’dan, nefretten,ötekileştirmekten, ülkeden insanları kovmaktan ve seçilmiş siyasetçileri hapse atmaktan bahsediyor. Bu ülkenin kalkınmasına bunca yardım eden İMF belasından ülkeyi kurtaran, hastane ve okulların fiziki şartlarını iyileştiren siyasetçilere teşekkür plaketi verileceğine onları “cellatlarla” korkutmaya kimsenin hakkı değildir. Olursa da karşısında siyasilerden önce bizim gibi halkı bulur.

Siyaset kurumunun, ne yazık ki çok temiz ve şeffaf olduğunu iddia edemem. Bazı kendini bilmez kişiler siyaset sayesinde yüklü miktar kazandığını gördük ve görüyoruz. Ancak bu asalaklar şimdi türemedi. Önceden binlerce vardı, son zamanlarda onlara indi. O çıkar grubunun tehlikeyi görünce gemiyi ilk önce terke edeceğini biliyorum. Ancak benim gibi çıkarı olmayan ve hatta hiçbir partiye üye olmayan sağduyulu insanlar ortalığı bir kaç Gezi zekalı çapulcuya mi bırakacak?

 

Kendileri yurt dışına kaçtı

Mandacı ve ve kafalarını kiralık verenlerin hepsi “1 Kasım seçimlerinden sonra görüşeceğiz” dediler. Ben onları halabekliyorum. Ama telefonları kapalı. Bu yazı yazılmadan az önce onlardan birinin iş yerine gittim. Şoke oldum. Sekreter hanımdan cevap alamadım. Ancak onu tanıyan bir başka birisini aradım. ‘ Tayyip yurt dışına kaçacak’ diyen kişinin kendisi, 3 Kasım günü yurt dışına çıktı. Yanı açıkçası “Kaçtı”

Bu günler de turizm seyahat acentelerinden tek yönlü bilet alanların çoğalacağına inanıyorum. Hesapları tutmadı.Halkımızın sağ duyulu davranması nedeniyle olası bir iç çekişme ve kavga önlenmiş oldu. Hainler ve kandan beslenenler artık bu ülkede tutunamayacaklarını sanırım anladı.

Siyasi partiler için her seçim gerçekten önemlidir. Her seçimde ayni nakaratı tekrar edip dururlar. Kendilerine göre haklı gerekçeleri de vardır. Ancak halk ve devlet olarak gerçekten bu seçim önemliydi. Ülkenin karanlığa sürüklenmesi, elde edilen insanı hakların kaybolması, faşist dikta rejimlerin tekrar gelmesi bu ülkenin halkın felaketi olurdu.

Düşünebiliyor musunuz bu ülkenin yönetimi CHP, MHP veya HDP gibi partilerin elinde olsa halk olarak ne hale geliriz? CHP hemen kasayı boşaltır, diğerleri ülkeyi savaşın ve bölünmenin eşiğine sürükler. Bu liderlerle ve bu kafalarla parlamentoda ki siyasi partiler bırakın ülkeyi yönetmeyi kendi partilerini dahi idare edemiyor.

Halkına düşman olmadan, milli ve manevi değerlere saygılı, kalkınma ve özgürlükten yana olan siyasi parti hüviyetine bürünmeleri gerekir. Yoksa bunlardan bir “nane” olmaz. Parlamento dışındaki siyasi partilerin mutlaka güçlenmesigerekir.

Seçimin galibi sadece Ak Parti değil, bütün mazlum halkların kazandığı bir seçim oldu. Dünyanın onlarca yerinde ülkemizdeki seçim zaferi kutlandı. Bu kutlamayı o ülkedeki Türkler değil aksine Müslüman halk kutlama yapıyor. Ben Ak Parti üyesi olmamama rağmen bana onlarca kutlama mesajı ve bizzat arayanlar oldu. Sri Lanka’dan, Pakistan’dan,Myanmarlı Arakanlılar, Rusya’dan, Romanya’dan, Macaristan’dan, Bosna-Hersek’ten, Almanya’dan, Fransa’dan, Brezilya ve Bahreyn gibi ülkelerden aradılar.

Bizdeki hain ve nankörlerin hazmedemediği Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hapse attırmakla tehdit etmelerine rağmen yurt dışındaki, özellikle azınlık durumunda olan Müslümanlar sabah akşam sayın Cumhurbaşkanımıza dua ediyor. Bu zafer aslında o garip ve gurebanın zaferidir. “Eğer Türkiye olmazsa bizim hakkımızı kim savunur?” diye feryat ediyorlar. Keşke ayni güven ve teveccüh Kılıçdaroğlu için olsa. Ama bırakın onların yurt dışındaki Müslümanların derdiyle ilgilenmeyi biz yurt içindekiler bile bunlardan korkuyoruz.

FETÖ dahil Türkiye karşıtları kaybetti!

Artık seçim bitti. Herkes normal haline geri dönsün. Kimse kimseyi ötekileştirmesin, ölümle tehdit etmesin. Herkes ülkemizde birinci sınıf vatandaş olarak yaşasın. Yanlış varsa üzerine hep birlikte gidelim. Haksızlığın ve hukuksuzluğun yandaşı değil hakkın ve hakikatin yanında olalım. Yenilen siyasi partiler artık yüzde ellilik kesimi hor görmesin. Saygı duysun. Kavga ve kaos ortamından ancak terör örgütleri nemalanır.

Doğan medya grubu ve onun peşinden koşan, Sözcü, Cumhuriyet ile birlikte paralel ve FETÖ grubunun haşhaşileriartık yenildiniz. Sadece siz değil sizi destekleyen Almanya, İngiltere, ABD, İran, Suriye, Rusya, İsrail, Fransa gibi kalleş ülkeler de yenildi. Artık bu halkı rahat bırakın. Entrikalarla bu devletin kalkınmasını durduramayacaksınız. Allah nasip etmedikçe kaos ortamı ve halkı birbirine düşman edemeyeceksiniz.

Şizofren olduğu iddia edilen FETÖ lideri hepinizi kandırdı. Verdiği gazla hem müdavimlerini hüsrana uğrattı hem de muhalefet partilerini siyasetin dışına itti. Beddua ettikten sonra kendi düşüşünü hızlandıran FETÖ yabancı istihbaratörgütlerinin oyuncağı haline geldi. PKK ne DEAŞ ne kadar tehlikeli ise FETÖ’da o kadar tehlikeli ve ülkemiz için zararlıdır. Artık bu şer gruplardan kurtulup kaldığımız yerden kalkınmaya ve özgürlüklerin önünün açılması için çalışmalara devam edelim.

Önümüzdeki 4 yıl içinde artık halk olarak siyaset ve kavga görmek istemiyoruz. Her siyasi parti kendi içindeçalışmasını yapsın. İktidar partisi da terör başta olmak üzere yurt içinde ve dışında ekonomik gelişmeler eşiğinde vaat ettiği kalkınmaları ve özgürleştirmeleri yapsın.

Bu arada ülkemizle gönül bağı kurmuş olan azınlık Müslümanların dünyadaki sözcüsü olmaya devam etmelidir. En önemlisi ülkemiz tekrar huzur ve rahat ortamına geri dönsün. Herkes birbirine tahammül etsin. Kutuplaşma kimseye fayda sağlamaz.

 

https//:twitter.com/aslanbalci1

Bir cevap yazın