Baytarın hastası konuşmaz

BAYTARIN HASTASI KONUŞMAZ
Hani şu hastasının konuşmasından pek hazzetmeyen doktoralara…
Kendisini tabipten ziyade, insan tamircisi(!) gibi görenlere…
Başınıza gelmiştir.
Kapısına dayanırsın, yüzüne bakmaz…
Parmağın çıksa dahi EMAR, tahlil, eforlu kardiyo talep edecek kadar işi abartır.
Sana değil, önündeki bu “bulgulara” bakar.
Şansın varsa,
göz teması kurar, “şunları al, bu ilaçları kullan” kabilinden bir iki mırıldanma…
Ya da elinde bisturiyle edebilse oracıkta ameliyat önerir…
Yetmezmiş gibi “ölürsen kapıma gelme istemem” kabilinden senden imza alır.
Ve seni sepetler…

İyi de koca profesör olmuşsun,
600 lirayı, tercihan nakit, kredi kartıyla tek çekim ve faturasız almış asistanın…
Bari konuşmama izin verseydin…
Bu hastalığı sen tahlillerden görüyorsun ama ben ağrılarımla,

şikâyetlerimle yaşıyorum.
Benim de fikrim olabilir koyacağın teşhiste…
Ağrımı da yanımda getirdim, teşhisin ortağı, tedavinin parçası olmak isterdim oysa…

Kendini baytar zanneden ve hastasının konuşmasından hazzetmeyen doktorların sayısı o kadar fazla ki…
Biliyorum bana kızacaksınız ama böylesi doktorlara bir kötü haberim var.
PwC’nin hazırladığı
“Hangi doktor?
Neden yapay zekâ ve robotbilim yeni sağlık sektörünü şekillendirecek?”
İsimli rapordaki öngörüler sarsıcı:
Dünya çapında tüketicilerin %55’i doktorların yerini yapay zekâ ve robotların alması konusunda istekli…
İsteklilik İngiltere’de %39,
Nijerya’da ise %94.
Türkiye’de ise tüketicilerin %85’i sağlık hizmetlerinde robotlara hazır…
Kısaca, hastasını dinlemeyen doktorlar yerinize robotlar geliyor, bilginize…

Bir cevap yazın